salih aydemir

küçük defterler III - salih aydemir

aşina mekânlardan uzak hüzünlü yazgılar...
ilk saniyeler-dakikalar-saatler: amaçsızca atılan adımlar: kendinizi hiçbir yerde hissettirmeyen, hiçbir şeye uyum sağlayamayan adımlar...
geçmişe yatıştırılamaz bir acıyla bakan, bugüne ve geleceğe buruklukla katılmaya çalışan ve parya olmaktan duyulan korku...

gece götürülen insan güvende değildir...
kimliğiniz alınmış hayatınız başka bir hayata çevrilmiş ve yaşadığınızı iddia ediyorsunuz...
güçlüsünüz ancak haklı değilsiniz...

uçan ayna - salihaydemir

yine yağmurlar geçiyor çocukların omzundan
yine kuşlar ve kısa baharlar
boz bir grinin yaşını alarak ahşap evlerden
ve kuru topraklardan açlık gibi

yaşımda gün var    gözlerini unutan zaman
gecenin sesinde   trenler  otobüsler
ve ağır kokular   sanki yıl geçiyor gözden göze

küçük defterler II - salih aydemir

"Diyelim ki sadece gerçekliğin sınırlarını deniyorum.
Neler olacağını merak ettim. Hepsi bu: sadece merak." — Jim Morrison

sadece merak

gerçeğin görünüşü karşısında yüzümün uğradığı deformasyon zayıf ışıklar altında gerçeğini veriyor... ve zaman dilimin içinde bir dizi duyarlılıkla serzenişte bulunuyor saflığa; çemberler ve güvercinler:
hangi algı kuramı olursa olsun, gözlerimizle inşa ettiğimiz bütün cephelerde imgeler, yansımalar, gölgeler ve engeller çoğalıyor...
çoğaltıyoruz...

çukur* - salihaydemir

içimden çekildi dilime vurdu sözcükler
çaldım ve büyüdüm    güneşe çekildi yüzüm
örtü oldu beden  öcüm alındı öçten
renk renk dalgalar tuttu ayaklarımı
ağulu sularla ıslandı boğazım

nereye gitti    düştü   aktı  gözyaşı

yıldızların verdiği hediyelerde buldum boşlukları
düşte kurdum düşte bozdum    taşta ve suda
gözlerim  şişkin ve gergin yellerin hırçınlığına kapılıyor
dinmez dile gelmez şarkılar var içinde
kurşun damlalar gibi   aklımdan akıyor gördüklerim

küçük defterler I - salih aydemir

bana gelince; kim bu? diye sallandırdığım çılgın kostümler içindeki bedenim ürperdi: kim bu? hay allah her şey hâlâ yanlış; doğrular deli gibi dans ediyor öylesine… huysuzlaşan dilimin çizdiği şakalar uğruna aldatıyorum sakinleşen yüzümü… birbirine sarılmış sokaklar gibi gevşiyor gidip geldiğim kentler… seni severken, kendime dönüyorum…
beni yeniden uyandır yüzüne…

şaşkınlığın kederliliği içinde değişen ne varsa hatırlat… tehlikeli ve iyi olan sevindirecekse… beni uyandır…

tenimi tut * - salih aydemir

zaman seni benden istiyor
gözlerime bıraktığın not    mülk
aynı şarkılara susuyorum    uzun sabahlara

dün soldu
al    acının uğultusunu rüzgârların zehrinden
çünkü     zaten    sadece   belki
ama   içinde kim varsa biriymiş gibi

sır çekip aldı huzurdan beni
bedenime karış   al  içimdeki geceleri
içimde kim varsa

aşk aşka düşer  uzun süren sözlere

soruşturma

Kafanızdaki dergiciliği işlevleriyle birlikte nasıl tanımlıyorsunuz? Bu bağlamda Kuzey Yıldızı Edebiyat Dergisi'ni nasıl değerlendirirsiniz?

Cem Uzungüneş:

Edebiyat, bize, var olmayan, gerçek hayatta karşılığı olmayan bir dünya sunamayacağı için, ütopyaların bile gerçek hayata göndermeleri (ayan beyan) olan alternatif hayat biçimleri önerdiklerini düşünürsek, bir edebiyat dergisinde hedeflenecek (açık seçik) bir tavır olmalı. O tavır da, hayata dönük olmak. Hayata ilişkin bir derdi, tasası olmak.

48 saat - salih aydemir

içimin günlerine

dün ve yarın ama bugün yok

sonsuz bir karanlık geçti önümden
yağmacı gündüz
saldırgan gece

sessizlik ve uzaklık
kış bulutları taşıyor aklının yarasına
zamana karşı eskiyor sözcükler

dudaklarımda yırtılan dilin için
hamal arıyorum dizelere

 

acıya başlanmalı bir yerden
nasıl olsa
borç taşıyoruz yalnızlıklara

ruhum isyana üzgün

açık bırakılmışsa ölüdür zaman

şarkılar sokağı - salih aydemir

çeliğin ruhunu kalbime verdin
kan bıçakta kaldı, titizlik ve mırıldanma
ama unutmak kimsenin değil ki
unutmak...
zamandan arınmış yeni bir suç
yeni bir suç aranıyor ekmek gibi
gecede ölmek gibi gecenin içinde

sözcüklerin ortasında duran parça
ardından neşeli tekrar: aşk her zaman yenidir

kendinden ayrılış, tekrar ve parça
parça ve dönüş...
zaman her zaman aşk değil
söze gebe

taşlarla sular aşktan yapılmış
aşk yıkıcı ve sessiz, git
gölgen seni izlemeden
git, kendi içindeki derine

kazanan kazandıkça kaybeder

(h)iç işte - salih aydemir

ağlayabilirsin artık, hiçbir lükse sahip değilim
aşk yok yalnızlık var…
dedi kâhin…

— intiharın ruhuna düşen her gözyaşı masum
    madem ölecek içimizdeki sessizlik
    o zaman aşk savunacak kendini

ağzımızda bir dolu küfür
bir dolu yıldız ve mart günleri
kar mı yağmur mu;

İçeriği paylaş