şiir

can - m.met altun

Vedat Kamer tarafından Pt, 12/02/2007 - 23:00 tarihinde gönderildi

Canım sıkılıyor can, yorgunum
Bana içimi getirsene…

Bu depremde seni soruyorlar can
Yıkıldıkça taş, toprakla doğruluyorum
Hangi yangında bir fotoğraf unutulsa şimdi
Torunu kayıp bir nine gibi usulca boğuluyorum
Enkazdan çıkanı tanımıyorum
Sana yıkımı gösteriyorum
Bana içimi getirsene

Canım sıkılıyor can, yorgunum
Benden kendini diriltsene

Ekmeğin buharı bu denli sıcak
Nemi bu denli baştan çıkaracak ocak
Hangi lobide söylenseydi kulağıma bu ses
Hangi dilde çoğalsaydı bu sancılı es
Bu mola değil can, bu mola değil

cezir - idil ü.

Vedat Kamer tarafından Pt, 12/02/2007 - 22:57 tarihinde gönderildi

ne küller savruluyor
ne de alevler diniyor
dumanlar etrafta
dönüp dolaşırken
aptal itfaiye
sessizliği söndürüyor

gözlerim düşüyor toprağa
ve kökleri çekiliyor ağaçların
teninin çiğ kokusu
beynime doluyor
verirken bir nefes
belki de çok ‹öz’ledim seni

48 saat - salih aydemir

Vedat Kamer tarafından Pt, 12/02/2007 - 21:58 tarihinde gönderildi

içimin günlerine

dün ve yarın ama bugün yok

sonsuz bir karanlık geçti önümden
yağmacı gündüz
saldırgan gece

sessizlik ve uzaklık
kış bulutları taşıyor aklının yarasına
zamana karşı eskiyor sözcükler

dudaklarımda yırtılan dilin için
hamal arıyorum dizelere

 

acıya başlanmalı bir yerden
nasıl olsa
borç taşıyoruz yalnızlıklara

ruhum isyana üzgün

açık bırakılmışsa ölüdür zaman

kardeşimin babası - oylun pirolli

Vedat Kamer tarafından Pt, 12/02/2007 - 20:57 tarihinde gönderildi

kucağımda bir kutu
avuçlarımda bir yaşam
maaş bordroları…
faturalar…
fotoğraflar…
birkaç kitap…
kendi tanıklığıyla kendini
haklı çıkaran bir hayat
içime çocukken diktiğim
büyümesine solan bu yüz
yıllardır bana bakan;
kör olduğum an’a düşman
ağırlığınca bir çırpıda geçiveren zaman,
şimdi nereye koysam «doldur» diyor.
baba’m öldü; yıllardır saklandığım
herkesin bir babası olması gerektiğinden öldü benim baba’m.

ben küçük büyümüştüm
başka bir şehrin kuytusuna uzandığında baba’m.

hikâyendir - arzu çur

Vedat Kamer tarafından Pt, 12/02/2007 - 19:49 tarihinde gönderildi

I

Az sonra temizleyip ellerini tarihten
At ve balık sırtında üç deniz geçecek
Aşağısı kurtarmaz, Valhalla’ya gidecek

Sergilendiği kafeste ölen son Tazmanyalı
Asla sahip olamadığı bir yurdu arayan Türk o
Diyardan diyara sürülmüş Musa’dan yadigâr ayakları

Gözleri Kafdağı’nın ardında
Kovulsa da yurdundan hiç gitmemiş Kürt o
Kolu çapraz kesilmiş İnka prensi dolaşıyor kanında

Ve bir İskoçyalı o, tahtından düşmüş
Kardeşleri kavmini kılıçtan geçirenlerle bir
Şimdi zeytin karası gözlü çocukları öldürmektedir

ikincil ruhla pisuar buluşmaları - 6 - özge dirik

Vedat Kamer tarafından Pt, 12/02/2007 - 19:43 tarihinde gönderildi

bazen dur.
jüriye mastürbasyon yaparcasına savunduğun şeyleri savur.
beynini şehvet kemirirken, bacak aranı örümcek ağlarının istila etmesi neyi doyurur?
öfkeyle yaşamayı öğren.
er ya da geç akrep yavrularının meskeni olacak göz çukurların;
«gözüm gözüm, güzel gözüm» diye mırıldanarak şakalaşacaklar içinde, o saydam yargıçlar eriyince.

bazen dur.
acının huyunu bezen.
bir düş ezberle kendine.
her değerlendirdiğin fırsat bir içimlik satışıdır içinin.
hem düşün;

iyon dengesi - baran esmer

Vedat Kamer tarafından Pt, 12/02/2007 - 19:30 tarihinde gönderildi

Parçacık, hacim ile dürtünün kıyasında
Dört kereden fazla düşerse kararından
Beşinci kere de rahat rahat düşebilir.

Altıncı kere de düşecektir. Kesin.
N kerenin uzanımında ömür
Kerelerce düşmekten mi ibarettir? Sanki.

Yeter. Sebep bir adım. Dallı budaklı.
Korku ile geri sayım aynı ses.
Son. İsteyerek ölünür. Sonuç.

ikiden bire gidiş gelişler - yusuf dağıtmaç

Vedat Kamer tarafından Pt, 12/02/2007 - 19:29 tarihinde gönderildi

İki çiçektik bir bahçede,
Hiçbir arıyla gidip gelmedi polenlerimiz,
Yakınlığımızdan!…

Bir yolduk, iki yöne bölünmüş.
Birimiz giderken, birimizin aklı,
Yeni geliyordu başına!…

İki bardak su idik, bir bardağa fazla geldik.
Yarımızı dökmek gelmedi,
İkimizin de aklına!…

İki yıldızdık bir gecede,
Güneş gelince kaybettik,
Birbirimizi!…

İki gözdük bir alın altında,
Ne zaman aynaya baksak,
Birini gördük hep yanımızda,
Ve hiç göz göze gelemedik aynasız!…

İki mermiydik bir tetiğin emrinde,

la loba - derya önder

Vedat Kamer tarafından Pt, 12/02/2007 - 19:25 tarihinde gönderildi

deşilmiş düşlerin arasında
şarkı söyleniyor kemiklere:

kendinden çıkıp evine dönmeyen
yaşlı kurt, yaşlı kadın
nerede
dokunmuş ipeği gecelerin

kime sorsam
kendime mi
hangi gemiydi geçen suları kirletmeden

sızlıyor göğsümün dokuz yarası
çok uzun bu sessizlik
ve gidişi kuşların

kime sorsam
dilimi bağlıyorlar
la loba

hoşgeldin öfke - stanley kunitz (çev: nice damar)

Vedat Kamer tarafından Pt, 12/02/2007 - 12:13 tarihinde gönderildi

Zavallı genelev müşterisi, yanlışın yapılmasına katılmış
Ve tahmin etmemiş hiç hilekârlığı, şikâyet etme yürekliliğini gösterebilir miyim?–
Ya da duyarsız yüreğe katlanmayı,
Çok uzun sürdü kapıda beklemesi,
Kışı, ücreti ve kendini küçümsemesi.

Katlanmak mı? Budur sevginin lehçesi,
Batının deneyimsiz genci, eski dostum,
Şimdi sürüden ayrılarak paytak yarı canlı
Döndü köyüne, harap manşonla
Cop diye şaklayarak, vurulmuş bir kanat gibi.

İzin verin katlanmasına. Ben vermeyeceğim: çarpıtmayacağım düşümü