şiir

gece devriyesi - ciaron carson (çev: nice damar)

Vedat Kamer tarafından Çar, 14/02/2007 - 16:53 tarihinde gönderildi

Görünmez top ateşi içini döverken, başını aralıklı sallayarak,
Er, Playboy dergisinin bir mankeniyle uyanır.
Plastik kaplama ve zamk. Eskimiş boru tesisatı kekeler onun
Balkan Street ya da Hooker Street’te değil, ama Grand Central Otel’deki
Bir duvar yatağında olduğunu: öteki odaların içine gömülmüş bir odada.

Ama tüm Viktorya tarzı görkemli cephe yarılmış
Göstermek için boru tesisatını: sigortalar, boru kısımları, tellerin bir arapsaçı.
Köşede erinç dağıtan pornocular ve lokantalar. Bir rüzgâr önleme duvarındaki delik,

dönüşür - arzu çur

Vedat Kamer tarafından Çar, 14/02/2007 - 16:52 tarihinde gönderildi

Ucundan sevgileri bırakacak yer bulamazsan kalbin taşa dönüşür
Eve dönüşür mağara kovuğu. Kuru düşün taze kana dönüşür.

Beklemeye alışık gözlerine bir bulut yükü yolcu değdiği zaman
Gökyüzüne alışır gözlerin. Ölüm, arkası yarınlı bir ömre dönüşür.

Kurarsın çadırını akşamların kentine. Nefese döner o yeşil duman
Yaşlıdır önce, arındıkça coşar acı. Yara kapanmaz. Tene dönüşür.

ölüm-cek - oylun pirolli

Vedat Kamer tarafından Çar, 14/02/2007 - 16:29 tarihinde gönderildi

yalnız şiirin midir yaşama kafa tutan
ya da kızarmış ekmek kokusu
mutlu uyanmak….
ya kıyıya vuran deniz kabuklarını dalgalara fırlatmak?

/aşk için bir ikinci lazımdır/
çorbanda iki kaşık-nefes almak?
ya oradalığını bildiğin ve düşmediğin uçurumlar…
çocuğunu doyurmak mıdır ana olman
(şimdi tuttuğun nefesini bırak)
huzur, bir kedinin mırmırları mıdır
mırmırların mıdır bir kedi almak
yağmura değdiğinden ıslanmaz insan
yağmur dokunduğu herşeyi ıslatır
ölüm mutlak siyah mıdır;
ki bazen söz heceye benzer

düğmesiz ilik - aynur dursun

Vedat Kamer tarafından Çar, 14/02/2007 - 15:22 tarihinde gönderildi

tek kanatlı kelebek
iki neon arasında
çarpışırken karanlıkla
mevsim yaza özentili
örtünmüş yarım yamalak
renklerin uçuculuğuna

çıktım sokağı kucakladım
tek kişiydi çelişkili
bütün perdeler ona örtülmüştü
buğusundan kırık kalpler yapılmayan
sessiz yalıtkan camlarda
yeryüzü tükenmiş
törenle çukurunu doldurdum
kirli deniz tabutunda
kılıç balığının

karşı kıyıdaydın sen
görmedin deniz fenerini kırdığımı
atın ayaklarıyla geçtim
başımda sığırcık sürüsü
kovuğu irinleşmiş ağaçtan

beyan - aziz kemâl hızıroğlu

Vedat Kamer tarafından Çar, 14/02/2007 - 15:19 tarihinde gönderildi

orada öyle durdukça
bulut hırsızı bir yüz
parola yolculuğudur
şekerleme arayan
aşksız bülbül uykusuzluğu

bulut hırsızı yüzünle
ya sevmeye kal
ya rüzgârına bin ve git
arası yok bunun
ölümsüzlükten ölümlülüğe

sevmeye kalsın diyor yüreğim
duyar da kalırsan
zayıf yerlerimi güçlendirmeliyim
önce yüzünü- ki o senin gerçeğin değil
benim düşlerim

kalırsan kal kalmazsan sen bilirsin desem
de gideceksin hiçbir şey demesem
de bir çiçekle bir ömür arasında
dönüşünü beklerim -belki

ay üssü - tezer cem

Vedat Kamer tarafından Çar, 14/02/2007 - 14:57 tarihinde gönderildi

belki güzel uyanırsam sabaha
ve sızmışsam cevabıma
dolunayı tekrarlarsam
mehtap yolu hafif gölgeli
ağır bulutsuz bir düş isem
sorabilirim belki nefsim normalini
ve soyunabilirsem devamıma
açıkta kalırsam
ışıklı yarıma hilal meyilli
hafif karanlık bir şavk isem
belki gözlerinde görürüm gelen geçeni
ve dağılabilirsem alacama
müsaade alırsam
yanılmış şahsıma helal gelirli
orta ölçekli bir güç isem
sanabilirim belki senden bildiğimi
pek dokunaklı bir ürperti

uçmayı unutan şehir - fatih nergiz

Vedat Kamer tarafından Çar, 14/02/2007 - 14:46 tarihinde gönderildi

Sarı düşlerinden kıvranarak uyanışının,
Uçmayı unutan bir şehirde yaşanan ihanetin
Anlamı nedir?
Kadraja bıraktığın gülümsemenin
altında sakladığın mermi çekirdekleri
Hangi yanından alçalmakta.

Bu solgun evler, anlamsız kar yığıntıları
Bacalardan kusan ölüm ilanları
Resminden sonra elimde kalan
Son köprülerdir.

Kantarların ayarsız topuzu,
 Evvela söylemediğin küskünlüğünden midir?
Hangi yanımı yaslasam ağır gelen
         Habersiz bırakılmışlığım