şiir

nifak şekeri - tezer cem

Vedat Kamer tarafından Çar, 14/02/2007 - 20:01 tarihinde gönderildi

kimim ben deli kendime
bir cesedi çok iyi tanıyan kibar biri
dokunulmamış bir soğuklukla donan
düşlenmiş bir katliamı
satırlarıyla sezinleyen
kan öngören ve betimleyen
içine düşmeden gezinen hissizlikte
tam dibini dipsizlikte çözümleyen
teminatsız ecel sunan
bir ölüme meydan veren cesur biri
tam buradan mesafeli duran
dirildiğine şaşkın
hatırlarıyla devam eden
can sıkan ve bıktıran
kaçarken meçhulüne meç atan
delirdiği ile kanmaya yatkın
açıklaması olmayan
bakiyesiz bir son ile
bir mezara çok iyi giren canlı biri

oyun I (sahne) - eylül hicran polat

Vedat Kamer tarafından Çar, 14/02/2007 - 19:57 tarihinde gönderildi

(En dingin haliydi yağmurun. Sahnede yaşlı bir kadın. Ve arbane sesi. Ve
eteklerinde ziller. Üstelik şizofren mi ne? Bir ağlayan, bir gülen…)

I

Kilitli sandıkta asırlık intihar
Mirasıdır kalbimde çentiği olanın
Oysa döl bekleyen toprak
arsız bir yakarıştadır…

Ey ahali,
susturun tüm tellalları…
Ve üç alkışa beş imza atan
“hüzün” yazıcılarını…
Oynayacağım…
Keyfime kâhya istemez…

deniz kızı - volkan hacıoğlu

Vedat Kamer tarafından Çar, 14/02/2007 - 19:54 tarihinde gönderildi

esmesin bulutları üşüten rüzgâr
sularını savurmasın uzaklara anıların
mavi özgürlüğü yaşayan zaman
yalnızlığın yandığı yıldıza yakın

Deniz Kızı yok ki karanlığı gecenin
gözlerinse açılan beyaz ay ışığında
günlerini sayar hiç sevmemişlerin
kıyıya vuran dalgalar art arda

buluşma - r. ezgi çakıroğlu

Vedat Kamer tarafından Çar, 14/02/2007 - 19:25 tarihinde gönderildi

Konuşmayı yeni öğrenen bir çiçek bulup
Takıyor saçına peri
«Bazı çiçekler konuşur
Ve susar tüm kelebekler» diye geçirip içinden.

Tılsımlı yeşiline tutunurken
Dolunaya tırmanan bir sarmaşığın,
Haber veriyor yaprakların üzerindeki damlalar
Yağmurun az önce gittiğinden,
Damlalar tutup periyi elinden
Kıyısına götürüyor geceye akan nehrin.

«Unutuş Irmağı!» diyor peri
«Ah! Tek bir yudum bile alamayacağım
Sihrinden…»

—Uçurtmalarını kaybetmiş bir rüzgâr
Telaşla geçiyor
Kenarlarında desen desen suskunluklar yeşeren

yalnızca ayrılık mı? - fatih seven

Vedat Kamer tarafından Çar, 14/02/2007 - 19:21 tarihinde gönderildi

Çıplak bir hayat giydim
Gözlerine rastık bir gece
Kabuk değiştiren gözüme, bir yılan
Giderken pencerenden bak
Ben olacağım yıldızlardan dünyayı soyunan

Bir ırmağın yönünü,
Sarı bir çöle çeviren dağlar ördü
Yokluğun, giderken sallanan cesedin
Nasıl sarardığını gördü.
Aldırmadı, hanine çalan dişlerinin arasında
Nasıl bilenirse gece, saçlarının karasında
Öyle biledi, şah damarıma kurulan keskin tahtı

Cam-ı rûşene dolmuş güzelliğin
Bir zerre gece bırakmadan gözlerimden
Aktı, güneşi taşırırken bir tek kirpiğin

pygmalion kompleksi - kıvanç nalca

Vedat Kamer tarafından Çar, 14/02/2007 - 19:20 tarihinde gönderildi

Taştı
yaşlı kış şarkılarından şarapsızlığım
Bu şehir de eskidi
Aslında şarap değil taştı nedeni
kırıştırmamızın
Kilitli melek inlediğinde
zemberek boşanır sandım
Keski
-eskiden gördüğüm bir filmdeki gibi-
İlk damla ılık akamadan
sancılı sığındığında ensene
sol omzun
taş kabuktan
taştı
Peşindeki kuşları sihir sayarsam
koşmak hiç de yormuyor beni

g(ece) - selçuk erat

Vedat Kamer tarafından Çar, 14/02/2007 - 19:13 tarihinde gönderildi

I

g(ece);
büyük bir kaygıyla,
yüzeyinden kayıp giden çocukları
yitireceğini sanıyor.
kim bilir,
yıldızlara o yüzden;
          ‘yere inip aydınlatın toprağı,
          çakıllar minik ayakları kanatmasın!’
demişti.