hamdi özyurt

gece getirilen kızı sevdim - hamdi özyurt

Evimiz tek katlı, eski bir demiryolu lojmanıydı. Misafirsiz günümüz yok gibiydi. Tren yolcuları beklerdi bizde.
Evimiz daracıktı, ama gönlümüz genişti. Gecenin herhangi bir saatinde kapımız çalar, birkaç uzak akraba ya da köylümüz damlardı içeri. Annem uyanır, üşenmeden onlara yemek hazırlar, yataklarını yapardı…

isveç'in deniz gülü: visby - hamdi özyurt

Bir mülteci bu kadar benimseyebilir bir kenti; basık bulutlarını, taş sokaklarını, metal mavisi denizini, ışıklarını…
Başlangıçta ikimiz de ihtiyatlıydık. Günlerce uzaktan uzağa süzdük birbirimizi, tepeden tırnağa inceledik sevgisiz. Tanışmıyorduk; o yüzden kaygılıydık, ölçülüydük, tutuktuk. Onunla ne ortak yanımız olabilirdi ki? Ben suydum o kumdu, ben konuşkandım o suskundu, ben esmerdim o beyazdı, ben gençtim o yaşlıydı, ben insandım o kentti. Benim bıyıklarım vardı onun gemileri, martıları, kiliseleri.

saçlarını sancıma sür - hamdi özyurt

yine güz, kahrolası yine güz
yapraklar yapraktan çok
     sallanan ellere benziyor
merhabasız elvedasız sallanan ellere

yaz gibi uzadıkça bacakları düşlerin
     kekeme bir mum fitilinden sarsılıyor
geri gelmez biliyorum, geçti gitti
anılar ırgatı bir hüzün kaldı geride
yıllar göldü ben fildim, içtim bitti

doğrultusu gammazlanmış
     bir çocuk eşkıyayım
eti sedef egzaması, saçları lastik kokusu
ve sen, karşı kaldırımda kanayan bir gül

İçeriği paylaş