a.r.a - duygu güles

Vedat Kamer tarafından Çar, 14/02/2007 - 19:58 tarihinde gönderildi

sigara kaydı düştü demin kül tablasının yanına, aslında kaymadı uzundur içilmediği için grileşip külleşmiş gövdesi kendi içinde büyük bir patırtıyla yıkıldı ya ben duymadım yani patırtıyı ben yıkılsam o da beni duymaz zaten her yıkıntı kendi sesinin altında kalır, altı sararmaya başlamıştı tabii düşünce sigara yanmaya devam ediyordu kendi içinde fıstıki makamdan, kaldırmadım sarardı dört bir yanı elbet birazdan sönecekti sönmek yanmaktan daha kokuluydu kesif sönüyordu renksiz yandığı gibi bir şeyler düşündüm ahesteden yanan sigaraya bakarken sigarayı düşünmedim ya da bulunduğu yeri yakmasını, böyle gitti geldi ipsiz sapsız kimi anılar fikirler beynimin içinde yer kalmadığını hissettim bazı anıları istifleyip toparlamak gerekiyordu belki ama zordu bu iş bunu düşünmek daha da daraltıyordu alanı hani kimi çekmeceler çok doludur asla boşalmazlar boşaltmaya çalışırsınız sonra yarıda kalır yarım dolular tam dolulardan daha beterdir üstüne bir de yarım kalmışlığın gereksiz doluluğunu taşırlar ya ondan, başımı taşımaktan yorulmuştum dahası bakışımı taşımaktan yorulmuştum, tüm başlar aynı bakışlara çıkıyordu, sigaraya bakıyordum şimdi ama sigara da benim başımdan kendine bakıyordu, önüm arkam sağım solum göz, tipik bir saklambaç eskizi saklananı görmek mi gerekir yoksa bulmak mı ikisi farklı şeyler elbette bulmak el yordamıyla görmek göz yordamıyla pire için yorgan yakmamak lazım aslında ikisini de kullanabilmeli insan, zamanı geldiğinde bazı düşünceler asılıp kalıyordu bazıları gidiyordu beynimde, bazen yattığımda yan yattığımda kulağımın altı yastığımın üstü arasındaki o ipincecik dapdaracık ve gencecik alandan kalabalıkların geçtiğini duyuyorum hızlı hızlı yürüyorlar, hem de ayaksız ayakkabılarıyla, yerin derisi soyulmuş davulunu çalar gibi varoluşlarını gümbürdeterek geçiyorlar kulağımın altından yastığımın üstünden bazen gözümde de oluyor bu devinim tepiniyorlar ayaklarını vurarak gözlerim sesleri görüyor yalnızca ama sigara bitmiyor içten içe yanıyor dumanlı puslu, bazen diyorlar gök kırmızı bazen de mavi ikisini de görmüyorum ben gök olmamalı bence yani yukarısı olmamalı, yukarıda yukarısı da dahil hiçbir şey olmamalı aşağısı olabilir ama ya da yukarısıyla aşağısı arasında kalan bölge de olabilir, başı yukarı kaldırmamak yukarı bakmamak lazım tabii yukarısı olmasa daha kolay olur şimdilik var yukarısı belki yarın olmaz, yarın ise yarım olmalı hep, tüm yarınlar yarımlaştıkça belki de bugünler uzar dünler ise dört katına çıkar üstelik, tek sorun yarın, dünler ve bugünlerle ilgili bilinmedik bir şey yok yarınla ilgili de yok ama yarın yaşaması en beter olan zaman parçası dünle bugünü tercih ederim ben o yüzden yarımlaşmalı yarınlar, sigaranın bitip bitmediğini bilmiyorum sanki artık bakmıyor gibiyim bunu düşünmek zorla baktırıyor ona gerçi yandığını görüyorum daha yavaş daha içten, insan da böyle mi yanar acaba yani sonuna doğru daha zevkli daha ağırdan alır gibi düşünceler düşünceler badana yapıyorlar beynimin duvarlarında beynimin duvarları çatlamış bir elbezi gibi eprimiş silinmekten sıvaları dökülmüş, garip bir renk bulmuşlar kendi aralarında kopkoyu arkasını göstermeyecek bir renk boyandığında geridekilere geçit vermeyecek bir renk, şimdi bir köpek havladı uzaktan yakına doğru giderek yaklaştı sigaranın yanında havladı sanki sonra sustu sadece susuşuyla göz göze geldik kayboldu belki ama belki de kaybolmadı hâlâ orada, buralarda mayıs gibi bir zaman yaşanıyor belli ki pencerenin dışı öyle güneşli parlak havalardan en çok da bu havalar oldu mu yukarısı olmasın diyor insan, damların üzeri gölgeli damların üzeri hareli, kuşların kendisi yok sadece gölgeleri kalmış birkaç adam koşturuyor damdan dama uzakta bir minarenin ucuna çıkıp atlıyorlar aşağıya, göremiyorum nereye vardıklarını, bir kuşun gölgesi uçuyor kendisi damda oturuyor bu sefer ona mı bakayım uçan gölgesine mi karar vermek de ne zor iş karınca kararınca kararları olmalı insanın, bir karıncanın küçük bir ekmek kırıntısını taşıma kararı gibi kararlar, karar da denmemeli belki adına ancak vermemek de zor bazen ya verilen karar verilemeyen karardan daha hafif olabilir mi acaba kimi zaman karaları bağlamak gibi bir karar sahibi olmak, insanı güneş kavruğu tenlerin uzamına taşır böylesi kararlar sigara da inatçı ama dingin bir kararlılıkla yanmaya devam ediyordu ben yansam bu kadar kararlı olmazdım belki de onun için insanın yanması böyle içli böyle asude olmaz, bazen kafa kalkar ya yukarılara doğru o vakit tüm çakmaklar aynı anda çakılır gibi gelir bana gözlerim kararır karar verirler yukarısının olmadığına gözlerim, insanın önünde pencere varsa daha buruk bir yalnızlık hissediyor dışarısı içeriden hep daha tizden çınlıyor içerinin sesleri pes, gözlerimi kapatıp bir an sallanıyorum sonra açtığımda yine pencereden bakmaya devam ediyormuşum gibi geliyor devam da ediyorum zaten, geçmiş zamanda mı oluyor mu şimdide mi bilmiyorum sigara ne zaman yandı ya da yandı mı yarın mı yanacak birazdan mı yoksa dün yandı da çoktan bitti mi hiç bilmiyorum mu, bazı zamanlar ne şimdi oluyor ne de dün, yarın olabilir ama bilmiyorum zaman kendi isteğiyle yarın olur mu, bir çember var ya ilerde tüm göğü kapatan bir çember sallanmaya başlamış ben bakmadan önce ben sallanırken gördüm çünkü içinden geçme isteği uyandırır bütün çemberler bende ama bazen de korkutur, içrek bir korkudur çember içi sanki hep orada kalacakmış gibi hapsolacakmış gibi ama zaten hep bir yerde kalıyorum ben, bazen yerde hortum olur büyük hortum küçük hortum bahçe hortumu üzerine basar insan illa ben basarım suyun akışını engellemek isterim akar yine de su uzun uzun, su uzundur, ben kısa bir su görmedim ya da ensiz bir su uzun ve geniştir sonra hortumun sahibi gelir kötü kötü bakar hemen gözler yere iner suçluluk mudur bu yoksa yukarının olmayışı mı, kabloların üzerine de basarım ben tüm kabloların, onların sahibi yoktur ben görmedim hiç karşılaşmadım onlarla ama hortumların başını sıkınca su daha derin akar çabuklaşır birden zaman insanlar birden durur ya da daha hızlıdan başlar koşmaya köprülere doğru, bu kentin köprüleri çok, köprüsüz olsaydı belki daha fazla katlanırdım o köprüyü görmüyorum şu an çok da üzmüyor beni, hiçbir kuşun altı yok benim var altım o yüzden onlara bakıyorum onlar bana bakmıyor ihtimal kuşların altı olsaydı belki sigara da şimdiye sönmüş olurdu hâlâ mı yanıyordu günler geçti aradan belki yeni bir tane yaktım da o yanıyordur ama hatırlamıyorum bazen, her şey hatırlanabiliyor bazen de adlar kentler müzikler hepsini hatırlamak ne külfet sıfır hafızayla işe başlamak gerek sadece sıfırı hatırlayarak sıfırı hatırlayan biri başka hiçbir şeyi hatırlamaz sonra, başladıktan sonra da hatırlamaz sıfırın çemberinde hapsolur hepsi, karşıdaki çember sallanıyordu sürgit ne düşünüyorum bilmiyorum şimdi turuncu bir havuç üzerinde ısrarla söndürülmüş diğer sigaralar var gözümde ama sonuncusu yanıyor hâlâ demek havuç yemişim öncesinde, yemeklik havuç pişirmeden yemişim sigarayı da kaynatmadan içiyorum besin değerleri fazla oluyor, bir poşete doldurdum geçende sahip olduğum az sayıdaki ıvır zıvırı birkaç kitap müzikçalar sonra biraz da video kaseti doldurdum bir tomar da kâğıt yazılı yazısız içinde ne yazdığını çok merak ettim koyarken gözüm biraz kaydı sonra vazgeçti, unuttum galiba geçti merakım kalemleri koydum akabinde en üste birkaç parça giyecek hepsi poşete sığdı belki sigara bitince gider atarım bir köprüden aşağı köprüler bu işe yarıyor bazen, bazı kolay kurtuluşlara, kendimi de koymak istedim poşete üstüne hani kapak niyetine dolmaların üstünü domates şapkasıyla kapatırlar ya onun gibi süslü görünsün diye belki de içindekini belli etmesin diye poşet siyahtı gidip atacağım eli kulağında bir zamanda, hem böylece kalmaz iz kalmaz anı kalmaz, keşke diyor bazen kişioğlu keşke diyor keşke diyip kaldım şimdi o kadar çok keşke varmış ki meğerse hepsini söylemeye kalksam kalkamam da, karnımda bir morluk var tam midemin üzerinde mosmor şimdi daha mor daha sarı baktıkça yanıyor sanki büyüyor aheste bir rengi var karardıkça yanıyor sonra yine sararıyor ten sarısıyla normal sarı birleşince mor olurmuş, ona benzer bir gölgesi de var yanında kılavuzu gibi duruyor sonra o da yayılıyor baktıkça sigara sönüyor, kaç gündür yanan sigara şimdi, sönüyor…

Yorumlar

okurken kaydım qittim bir ara ama qözlerim zihnim kapatamadı kendini.okudukça betimledi zihnim cümleleri karmakrışık ama bir okadar da benden parçalar bulduqum bir paylaşım.tşkrler.